YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP

Sayın Yaşar Okuyan ağabeyimiz,

15.7.2018 tarihinde Sayın Adnan Oktar hakkında birtakım husumetli çevreler tarafından atılan bir iftirayı Twitter sayfanızdan paylaşmışsınız.

Öncelikle belirtmek isteriz ki zatıalinizi basının yalanlarına, yaygaralarına itibar etmeyen, kimseden korkup çekinmeyen, "insanlar ne der" gibi edişeleri olmayan cesur ve yiğit bir ağabeyimiz olarak bildiğimiz için bu tür iftiralar karşısında hakkı ve adaleti gözeteceğinize inancımız tamdır. Bu nedenle, paylaşımınızı yadırgamış bulunmakla birlikte, değerli bir abimiz olarak size söz konusu iftiralarla ilgili önemli bazı bilgileri aktarmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

Sizin de bildiğiniz üzere Sayın Adnan Oktar, 40 yıllık fikir hayatı boyunca 300'ün üzerinde eser kaleme almış ve bu eserler 80 ayrı dile çevrilerek dünyanın dört bir tarafında yayınlanmıştır. Bu eserler dünya çapında etki oluşturmuş, Darwinizme ve materyalizme tarihlerindeki en büyük fikri darbeyi vurmuş ve ulaştıkları her yerde özellikle gençlere İslam'ı en iyi anlatan eserler olarak tanınmışlardır.

Tüm hayatını böylesine yoğun, kararlı ve etkili bir şekilde dini ve kültürel faaliyetler yapmaya adayan bir kişinin bundan rahatsız olan malum çevreler tarafından akla hayale gelmedik saldırı, iftira ve karalamalara maruz bırakılması birçok defalar tecrübe edilmiş, hiç de yabancı olmadığımız bir komplo yöntemidir.

Sayın Adnan Oktar, 40 yıllık tebliğ faaliyeti döneminde bu tür saldırı ve karalama girişimlerine defalarca maruz kalmıştır. 7 ayrı suikast girişimi, pek çok komplo denemesi, 1986 ve 1999 yıllarında haksız bir biçimde tutuklanarak aylarca cezaevlerinde ve akıl hastanesinde tutulması, son 15 yıl içerisinde maruz kaldığı sayısız iftira ve provokasyon sonucunda hakkında onlarca soruşturma ve dava açılması bunlardan sadece bazılarıdır. Bu soruşturmaların büyük bölümü ise takipsizlik almış, açılan tüm davalar da hep beraatle sonuçlanmıştır.

Zatıaliniz de bu gerçeklerden yakinen haberdar olan bir ağabeyimiz olarak gerek A9 TV'nin yayınları için, gerekse Teknik Bilim Araştırma Vakfı’nın düzenlediği iftarlar için yapılan davetlere güzel bir alicenaplık göstererek icabet etmiştiniz. Hatta bu yüzden zaman zaman siz dahi bir kısım medyanın haksız eleştirilerinin hedefi olmuştunuz.

Yukarıda sözünü ettiğimiz saldırı ve karalamaların son ayağı ise Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı husumet besleyen organize bir iftira çetesinin geçtiğimiz sene kurguladıkları komplodur. Tamamen iftiralara dayanan bu komplo nedeniyle 11 Temmuz 2018 tarihinde Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına bir polis operasyonu düzenlenmiş ve 180 civarında arkadaşımız gözaltına alınmıştır. Gözaltılar sırasında sayısız hukuksuzluklar yaşanmış, sonrasında ise çıkarıldıkları mahkeme tarafından aleyhlerinde hiçbir somut delil olmamasına rağmen haklarında tutuklama kararları verilmiştir. Aradan 1 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen Sayın Adnan Oktar ve 170'e yakın arkadaşımız hala cezaevlerinde tutuklu olarak bulunmaktadırlar.

Bu operasyonla birlikte dikkat çeken en önemli hususlardan biri de, operasyondan aylar önce hazırlandığı anlaşılan planlı bir linç ve karalama kampanyasının adeta düğmeye basılmış gibi bir kısım medyada eş zamanlı olarak devreye sokulması ve bugüne kadar da sistematik bir biçimde devam etmesidir.

TWİTTER'DAKİ SÖZ KONUSU PAYLAŞIMINIZIN KONUSU OLAN SÖZDE "KÜÇÜK KIZLARI İSTİSMAR" İFTİRASI DA, YİNE BU TARAFLI VE HUSUMETLİ BİR KISIM MEDYANIN HİÇBİR SOMUT DELİL, BELGE VE BİLGİYE DAYANMAKSIZIN SIRF KARALAMA VE İTİBARSIZLAŞTIRMA AMAÇLI YÜRÜTTÜKLERİ ÇİRKİN ALGI OPERASYONUNUN BİR PARÇASIDIR. Bu iftiranın, hukuki hiçbir değeri, gerçekliği ve maddi delili olmamasına rağmen, kamuoyunun en hassas olduğu bu tür konularda sinir uçlarına dokunmak, tahrik ve infial oluşturmaktan başka bir amaç taşımamaktadır.

Herkesçe bilindiği üzere, böyle planlı algı operasyonlarında başvurulan en çirkin yöntem bu tür cinsel içerikli iftiralar, bu iftiraların içinde en alçak ve iğrenç olanı da küçük kızlara cinsel istismar iftirasıdır.

Ne yazık ki son senelerde ülkemizde, çeşitli nedenlerle bu iftiraya uğramış pek çok mazlum vatandaşımız, CEZAEVİNE KONULDUKTAN YILLAR SONRA SUÇSUZ OLDUĞU ORTAYA ÇIKARAK serbest bırakılmıştır. Yine aynı türden iftiralara uğrayan çok sayıda suçsuz vatandaşımız ALEYHLERİNDE HİÇBİR SOMUT DELİL OLMADIĞI HALDE, SIRF HUSUMETLİ BİR MÜŞTEKİNİN BEYANINA DAYANILARAK TUTUKLANMIŞ ve cezaevlerinde haklarında adaletin tecelli etmesini beklemektedir.

Elbette ki kadınlara yönelik cinsel istismar suçu, hele ki söz konusu olan yaşı küçük kızlarsa son derece iğrenç ve ahlaksız bir fiildir ve bu menfur eylem her türlü şüpheden arınmış, somut delillerle ispat edilmişse kanun ve hukuk çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Ancak, madalyonun diğer yüzü de cinsel istismar iddiasının, özellikle son yıllarda bazı art niyetli insanlar tarafından çok fazla suistimal aracı haline getirilmiş olmasıdır. KİN, ÖFKE, İNTİKAM, KISKANÇLIK, DUYGUSAL NEDENLER, BASKI-TEHDİT-ŞANTAJ UNSURU OLARAK KULLANMAK YA DA MADDİ ÇIKAR ELDE ETMEK AMACIYLA CİNSEL İSTİSMAR İFTİRASINA ÇOK SIK BAŞVURULDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.

Nitekim, bu konuda son yıllardaki istatistikler dehşet vericidir. Bir kaynakta aktarılan şu önemli bilgiler ve sonucunda yapılan değerlendirme cinsel istismar iddiaları hakkındaki klasik önyargıları tekrar gözden geçirmenin zorunlu olduğunu göstermektedir:

"Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 15.03.2018 tarihli açıklamasına göre ihmal, istismar ve şiddet vakaları için hizmet veren acil hizmet hattı 183′e son aylarda cinsel istismar telefonları yağmış.

183’e her gün gelen 4000 bini aşkın aramadan 1000'i ÇOCUK İSTİSMARI ile ilgiliymiş ve 1000 CİNSEL İSTİSMAR İHBARINDAN 15'İ GERÇEKTEN İSTİSMARMIŞ, geriye kalan 985 ihbar gerçek değilmiş yani İFTİRAYMIŞ.

Günde 985 iftira, ayda 29 bin 550 iftira, SENEDE 354 BİN 600 ERKEK BU YIL CİNSEL İSTİSMAR İFTİRASINA MARUZ KALACAK DEMEKTİR EN HAFİFİNDEN. Bu sayı çocuk istismarı iftiraları için geçerli. Bir de yetişkin kadınların iftiraları var. O dört binin kalanı en az bin tanesi de yetişkin kadınların "CİNSEL İSTİSMARA UĞRADIM” İFTİRASI İSE YILDA 1.000.000’A YAKIN ERKEK BU YIL CİNSEL İSTİSMAR İFTİRASI ALTINDA KALACAK."[1]

Görüldüğü gibi cinsel istismar iftiralarıyla ilgili tablo gerçekten ürkütücüdür.

Hepsinden öte, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları bugüne kadar tek bir suça dahi karışmamış, hiçbir sabıka kayıtları bulunmayan ve haklarında ortaya atılan suçlamalardan dolayı henüz mahkemeleri bile görülmeye başlanmamış tümüyle masum insanlardır. Dolayısıyla, aleyhlerinde hiçbir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan insanları, sırf bir kısım husumetli kişilerin uydurma ve mesnetsiz iftiralarına kapılarak en olmadık, çirkin suçlarla itham etmek en başta anayasanın "masumiyet karinesi"ne aykırıdır. Kanun, hukuk, insaf ve vicdana kesinlikle uygun olmadığı gibi Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'in kesin hükümlerine de tamamen aykırı bir davranıştır.

Hal böyleyken, hukuki ve vicdani ölçülere tümüyle zıt, iftira olduğunda şüphe bulunmayan böylesi çirkin bir haberi Twitter hesabından paylaşmak aynı iftirayı onaylamak ve desteklemek şeklinde anlaşılabilecektir. Bir yalanı ve iftirayı doğruluğunu teyit etmeden yaygınlaştırmak ise Müslümanlara Kuran'da kesinlikle haram kılınmış bir harekettir. Fasıktan gelen bir haberi Müslümanların mutlaka doğruluğunu araştırması gerektiği Kuran'ın bir emridir. Ayette Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır:

"Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'ETRAFLICA ARAŞTIRIN'. Yoksa cehalet sonucu, BIR KAVME KÖTÜLÜKTE BULUNURSUNUZ da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz." (Hucurat Suresi, 6)

Nitekim hiçbir meşru ve geçerli kanıtı olmadan, yani KURAN'IN HÜKMÜNE GÖRE 4 ADİL ŞAHİT GETİRMEDEN bir insana "zina" iftirası atanlar da doğrudan müfteri, dolayısıyla fasık hükmüne girer ki bunların taşıdıkları yalan haberlerin hiçbir değeri ve geçerliliği yoktur. Bir kısım medyanın da ne yazık ki masum, suçsuz insanlara bu tür iftiralar atarak bu ayetin hükmü kapsamına girdiklerini endişeyle izlemekteyiz. Kuran'da suçsuz insanlara zina iftirası atmak zatıalinizin de malumu olduğu üzere çok şiddetli bir şekilde eleştirilmekte ve kınanmaktadır:

"O İftirayı çıkaranlar,INIZDEN KÜÇÜK BIR GRUPTUR. Siz o iftirayı kendi hakkınızda fena bir şey sanmayın, bilakis o sizin için hayırlıdır. O iftiracılara gelince, onlardan her birinin, kazandığı günah nisbetinde cezası vardır. Bu yaygaranın elebaşılığını yapan şahsa ise cezanın en büyüğü vardır.

SIZ EY MÜMİNLER, bu dedikoduyu daha işitir işitmez, mümin erkekler ve mümin kadınlar olarak birbiriniz hakkında iyi zan besleyip: “HÂŞA, BU BESBELLI BIR IFTIRADAN BAŞKA BIR ŞEY DEĞILDIR!demeniz gerekmez miydi?

O IFTIRACILAR DÖRT ŞAHIT GETIRSELERDI YA! Şahitlerini getirmediklerine göre, onlar Allah katında YALANCILARIN TA KENDILERI olarak tescil edileceklerdir.

Hem dünyada hem de ahirette, Allah’ın lütuf ve merhameti sizinle olmasaydı, daldığınız bu yaygaradan dolayı mutlaka başınıza müthiş bir ceza gelirdi.

O sırada siz o iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, işin aslına dair hiç bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bunu basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz. Halbuki o, Allah’ın nazarında pek büyük bir vebaldi!" (Nur Suresi, 11-15)

Değerli Yaşar Okuyan ağabeyimiz, zatıalinizin Allah'ın "EY İMAN EDENLER, ALLAH'TAN SAKININ VE DOĞRU (SADIK)LARLA BİRLİKTE OLUN" (Tevbe Suresi 119. Ayet), "EY IMAN EDENLER! ALLAH IÇIN HAKKI AYAKTA TUTAN, ADALETLE ŞAHITLIK EDEN KIMSELER OLUN... (Mâide Suresi, 8) ve bu mealdeki birçok Kuran ayetinin bir gereği olarak, sizin her zaman doğrudan, dürüstten ve haklıdan yana olan bir kişi olduğunuzu çok iyi bildiğimiz için bir takım yanlış anlaşılmaları gidermek adına, hakkımızdaki iftiralarla ilgili bu açıklamaları yapmak gereği duyduk.

Bu itibarla, her zaman saygı duyduğumuz, samimiyetine güvendiğimiz, her daim hakkı, adaleti gözeten muhterem bir büyüğümüz olarak hatırlatmalarımızı dikkate alacağınıza inanıyoruz.

Allah'a emanet olun.

 

[1] http://www.akasyam.com/ya-size-iftira-atilmis-olsaydi-159115/