HARUN YAHYA KÜLLİYATININ İMHASI ÇOK VAHİM VE TARİHİ BİR HATA OLUR

Allah'ın Varlığının ve Birliğinin Delillerini Açıklayan, İslam'ın Hak Din, Kur'an-ı Kerim'in Hak Kitap Olduğunu İspat Eden, Darwinizmi, Materyalizmi, Ateizmi, Deizmi, Dinsizliği ve Her Türlü Sapkın Felsefeyi Bilimsel Olarak yerle Bir Eden, Bölücü Terör Örgütleriyle Fikri Mücadelenin Temelini Oluşturan Kitapların İmha Edilmesi Çok Vahim ve Tarihi Bir Hata Olur!

TMSF Kayyumlarının Hadlerini Aşan, Harun Yahya Kitaplarının İmhası Teklifi!

Bilindiği gibi, Sayın Adnan Oktar ve camiamıza yönelik olarak 11.07.2018 tarihinde yapılan polis operasyonu neticesinde arkadaşlarımıza ait hepsi meşru ve legal olan şirketlere HUKUKSUZ OLARAK el konulmuş ve yönetimleri TMSF'ye devredilmiştir. Bu şirketler arasında, Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinin tüm dünyaya ulaşmasına vesile olan Global Yayıncılık da bulunmaktadır. 

Geçtiğimiz aylarda bu konuda, ülkemize, demokrasimize hiç yakışmayacak son derece vahim bir gelişme yaşandı. TMSF Müdürler Kurulu tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 28.10.2019 tarihiyle bir müzekkere gönderildi. Müzekkerede, iki kurul üyesi, uzmanlık alanlarını aşarak, Sayın Adnan Oktar tarafından yazılmış ve Global Yayıncılık isimli şirketin deposunda bulunan yaklaşık 25.000 adet eser hakkında son derece vahim bir değerlendirmede bulundu. Eserlerin güya sürekli zarar ürettiklerini ve sözde suç örgütü propagandası amacıyla yazıldıklarını ileri sürerek "hurda" olarak satılmalarını, YANİ İMHA EDİLMELERİ GEREKTİĞİNİ ifade ettiler. 

73 Dile Çevrilmiş, 300'ün Üzerinde Eserden Oluşan Dev Bilgi Hazinesi İmha Edilemez!

Bilindiği üzere Sayın Adnan Oktar, Harun Yahya mahlası ile yayınlanan 300'den fazla kitabın yazarıdır. Eserleri, Türkiye'de olduğu kadar Hindistan'dan Amerika'ya, İngiltere'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna'ya, İspanya'dan Brezilya'ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde yoğun ilgi beğeniyle okunmaktadır.

İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Urduca, Çince, Arapça, Arnavutça, Rusça, Boşnakça, Uygurca, Endonezyaca, Azerice, Bengolice, Bulgarca, Danimarkaca, Lehçe, Malezyaca, Portekizce, Sırpça, Hollandaca, İbranice, Macarca, Fince, Farsça, Hausa, Dhivehi dili, Hindice, İsveççe, Japonca, Kırgızca, Kishwahili, Malayalam, Norveççe, Romence, Tamil, Telagu, Thai dili gibi 73'ten fazla dile çevrilen, hatta bazı ülkelerin OKUL MÜFREDATLARINDA yer alan bu eserler ülkemizde ve yurt dışında milyonlarca kişilik bir okuyucu kitlesiyle buluşmaktadır.

Dünyanın dört bir yanında çok büyük takdir toplayan bu eserler pek çok insanın İslam'ı, Kur'an'ı tanımasına, Allah'a iman etmesine, pek çoğunun da imanının derinleşmesine vesile olmuştur. Kitapları okuyan, inceleyen her kişi, bu derin etki ve faydanın, hikmetli, akılcı, kolay anlaşılır ve samimi üslubun farkına varmaktadır. Bu eserler süratli etki, kesin netice, itiraz edilemezlik, çürütülemezlik özellikleri taşımaktadır. Eserlerin her birinde hiç kimsenin reddedemeyeceği, kesin bilgi, belge ve delilere dayalı, açık, sade ve samimi bir anlatım vardır.

 

Harun Yahya Eserlerini Sözde "Örgüt Propagandası Unsuru" Olarak Göstermek Akıl Almaz Derecede Anormal Bir Durumdur!

Sayın Savcı'nın bu kitapların "Örgüt Propaganda Materyali" olduğunu iddia etmesinin, camiamıza yönelik hazırlanmış iddianamenin ciddiyeti hakkında da fikir vermeye yeterli olduğunu düşünüyoruz!

Öncelikle, eserlerin güya suç örgütü propagandası yaptığı değerlendirmesinde bulunan kurul üyelerinin, kitapların içeriğine dahi bakmadıkları anlaşılmaktadır. Zira, KİTAPLARIN BAŞLIKLARINDAN DAHİ HERHANGİ BİR PROPAGANDA AMAÇLI ESERLER OLMADIKLARI ORTADADIR. Böyle bir kararın uzmanlarına bırakılmasının daha doğru olacağı açıktır.

Eserlerle ilgili herhangi bir karar verilmeden önce kanunlarımızın da ön gördüğü şekilde, mahkeme heyetinin uygun göreceği hem İlahiyat profesörlerinden hem de İstanbul Üniversitesi gibi köklü eğitim kurumlarının Felsefe bölümlerindeki akademisyenlerden oluşan tarafsız ve akademik bir heyet tarafından incelemelerinin yapılması gerekmektedir. 

Böylelikle, Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinde herhangi bir suç unsuru olmadığı, bilakis milli ve manevi değerlerimizi güçlendirecek, milli şuuru yükseltecek faydalı yayınlar oldukları görülecektir. Bu konuda oluşturulan uzman bir heyetin hazırlayacağı rapor gerçekleri ortaya çıkaracaktır. Daha önce aynı eserlere ilişkin, ülkemizin en önde gelen İlahiyatçılarından alınmış ilmi mütalaaların bazıları EK'te sunulmaktadır.

Bu saygıdeğer akademisyenlerin söz konusu mütalaalarında da görüleceği üzere Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinde İslami kaynaklara, KUR'AN-I KERİM VE SÜNNETE MUHALİF HİÇBİR İÇERİK BULUNMAMAKTADIR. Söz konusu yayınlar bu mütalaalardan da anlaşılacağı üzere herhangi bir propaganda malzemesi içermemektedir. Yani, ortada bir suç örgütü olmadığı gibi bu HAYALİ ÖRGÜTE İLİŞKİN BİR PROPAGANDA DA YOKTUR. Yeniden oluşturulacak tarafsız ve akademik bir bilir kişi heyetinin vereceği rapor bu gerçeği gözler önüne serecektir.

Harun Yahya kitaplarında, Allah'ın varlığı ve birliği, yaratılış gerçeği, Kur'an-Kerim'in hak kitap, Hz. Muhammed (sav)'in hak peygamber, İslam'ın kıyamete kadar geçerli en son hak din olduğu net bilimsel delillerle ispatlanmakta, binlerce Kur'an mucizesi, iman hakikatleri anlatılmaktadır. Bu değerli eserlerde, PKK/PYD gibi Marksist komünist terör örgütlerinin fikri alt yapısı olan Darwinist-materyalist felsefe ve benzeri birçok sapkın felsefe ve ideoloji bilimsel delillerle çürütülmektedir. Yine bu eserlerde, Peygamber Efendimiz (sav)'in güzel ahlakı, Türk-İslam Birliğinin kurulmasının önemi, İslam'da bağnazlığa ve teröre yer olmadığı, devletimizin bekası, milli ve manevi değerlerimizin önemi ve bunlar gibi Türk halkının, İslam aleminin ve tüm insanların faydasına olacak son derece hayati konular anlatılmaktadır.

Devletimiz, milletimiz ve insanlık için bu kadar önemli konuları içeren, milyonlarca yerli ve yabancı insanın takdirini ve teveccühünü kazanmış, İlahiyat profesörlerimizin hakkında olumlu yazılar yazdığı kitapları SÖZDE "ÖRGÜT PROPAGANDASI UNSURU" GİBİ GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILMASI SON DERECE ANORMAL VE ENDİŞE VERİCİ BİR DURUMDUR.

Sözde tehlikeli "örgüt propaganda materyali" olarak öne sürülen Harun Yahya serisine ait kitaplardan birkaç örnekSayın Adnan Oktar'ın dünya çapında çok büyük bir teveccüh ve kabul görmüş, Evrim Aldatmacası isimli kitabından küçük bir alıntı, böyle bir iddianın ne kadar insaftan uzak, anlaşılmaz ve ön yargılı olduğu gerçeğini gözler önüne serecektir:

"Peteğin inşasında kullanılan yöntem ise çok şaşırtıcıdır: Arılar petek inşaatına iki-üç ayrı yerden başlar ve aynı anda iki-üç dizi şeklinde peteği örerler. Çok sayıda arı, değişik yerlerden başlayarak, aynı ölçülerde altıgenler yapıp, bunları birbirine ekleyerek peteği örer ve en sonunda ortada buluşurlar. Altıgenlerin birleşme yerleri o kadar ustaca yapılmıştır ki görünürde sonradan eklendiklerine dair hiçbir iz yoktur.

Elbette arıların yaptıkları bu olağanüstü iş karşısında, bu canlıları yönlendiren üstün bir iradenin varlığını kabul etmemiz gerekir. Evrimciler bunu "içgüdü" kavramıyla geçiştirmeye ve arının kendisine ait bir özellik gibi göstermeye çalışırlar. Oysa eğer bir "güdü" varsa, bu tüm arılara hakimse ve birbirinden habersiz arıların uyum içinde çalışmalarını sağlıyorsa, bu durumda tüm bu küçük canlılara hakim olan üstün bir Akıl var demektir.

Daha açık bir ifadeyle, bu küçük canlıları yaratmış olan Allah, onlara yapmaları gereken işi "ilham" etmektedir. Bu gerçek, 14 asır önce Kuran'da insanlara şöyle bildirilmiştir:

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uç. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)"

Yukarıdaki alıntıdan da görüleceği üzere TMSF, Allah'ın adının, Kur'an ayetlerinin yazıldığı on binlerce sayfayı, "örgüt propagandası" olarak değerlendirmekte ve imha etmeyi önermektedir. TMSF'nin Sayın Adnan Oktar tarafından yazılan eserlerin imha edilmeleri gerektiği yönündeki vahim görüşünün, İslam'ın en güzel şekilde yaşandığı ve hangi mezhepten olursa olsun tüm Müslümanların haklarının korunduğu ülkemizde nasıl ortaya atılmış olabileceği son derece düşündürücüdür. Zira 11.07.2018 tarihli polis operasyonundan sonra soruşturma kapsamında Allah'ı, Kur'an'ı, İslam'ı, evrim teorisinin çöküşünü anlatan, PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin karanlık planlarını deşifre eden internet sitelerinin erişme kapatılmasının ardından gelen bu endişe verici talebin mutlaka araştırılması gerektiğini düşünüyoruz.

İçlerinde Cenab-ı Allah'ın İsimlerinin geçtiği, Binlerce Kur'an Ayetinin Yer Aldığı HARUN YAHYA Eserlerini İmha Etmek Manevi Değerlerimize Büyük Bir Saygısızlık Anlamına Gelecektir!

Takdir edileceği üzere, içerisinde çok sayıda Kur'an ayeti bulunan, hatta bazıları tamamen Kur'an ayetlerinden oluşan, Kur'an'a ve Sünnet-i Seniyye'ye uygun, geniş bir takipçi kitlesi olan ve milyonların teveccühünü kazanmış eserlerin HURDA OLARAK SATILMASI GİBİ BİR KARAR, HATTA BUNUN TEKLİF EDİLMESİ DAHİ, GEREK YÜCE DİNİMİZ İSLAM'IN GEREKSE ÇAĞDAŞ DÜNYANIN KÜLTÜREL DEĞERLERİNE KARŞI İŞLENECEK VAHİM BİR SAYGISIZLIK, TARİHİ BİR İNSANLIK SUÇU NİTELİĞİNDEDİR.

Harun Yahya mahlaslı kitaplar internet üzerinde hali hazırda zaten birçok sunucu üzerinde mevcuttur. Milyonlarca kişi bu kitapları hiçbir ücret ödemeden indirip okumaktadır. Allah'ın varlığı ve birliği ve Kur'an mucizelerini anlatan bu kitapların -haşa- hamur haline getirilerek satılması gibi bir talebin amacının ne olduğunu anlamak mümkün değildir. 

Her konunun Kur'an ayetleri ışığında açıklandığı Harun Yahya eserleri arasında, KUR'AN FİHRİSTİ, KUR'AN'DA DUA, KUR'AN'DAN GENEL BİLGİLER, KUR'AN BİLGİSİ, GÖZARDI EDİLEN KUR'AN HÜKÜMLERİ... gibi tümüyle Kur'an-ı Kerim ayetlerinden oluşan kitaplar da bulunmaktadırDolayısıyla, Harun Yahya külliyatının imha edilmesi, hurdaya çıkarılması gibi dehşet verici bir talebin normal ve makul karşılanması, MÜSLÜMAN BİR ÜLKEDE DEVLET ELİYLE -HAŞA- KUR'AN-I KERİM YAKILMASI ANLAMINA GELECEKTİR.

TMSF'nin imhasını ya da –haşa– hurda haline getirilerek satılmasını teklif ettiği Harun Yahya serisine ait Kurani eserler

Kitapların imhasına ilişkin böylesi çağdışı bir uygulama, ancak kitap yakan gerici Ortaçağ zihniyetinde ya da Kuzey Kore benzeri ülkelerde karşımıza çıkabilir. TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİBİ ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK BİR HUKUK DEVLETİNDE BÖYLE BİR DURUM SÖZ KONUSU OLAMAZ.

Günümüzde dünyanın hangi ülkesine gidilirse gidilsin, radikal görüşlere sahip bazı birey veya grupların aşırılığa kaçtığı sayılı birkaç olay dışında kitap yakılması veya yok edilmesi gibi korkunç bir manzarayla karşılaşmak imkansızdır.

MÜSLÜMAN BİR ÜLKEDE, ALLAH'TAN, İSLAM'DAN, İSLAM BİRLİĞİ'NDEN, YARATILIŞIN BİLİMSEL DELİLLERİNDEN, DEVLETİ VE MİLLETİ AYAKTA TUTACAK DEĞERLERDEN BAHSEDEN KİTAPLARIN İMHA EDİLMESİNDEN BAHSEDİLDİĞİ TARİHTE GÖRÜLMEMİŞTİR. 

Bu tür bir uygulamanın veya düşüncenin devlete, millete, Müslümanlara, hatta tüm insanlığa zarar vereceği bilinir. Bunun da ötesinde her Müslüman, üzerinde Allah'ın ayetlerinden veya Peygamber Efendimiz (sav)'in sözlerinden sadece birinin dahi yazılı olduğu bir kağıda fiziki bir zarar vermenin Allah'a karşı yapılmış büyük bir saygısızlık olacağını bilir. Dolayısıyla da aklı ve vicdanı hür her Müslüman böyle bir şey yapmaktan kaçınır ve o kağıdın veya kitabın zarar görmesini engelleyecek tedbirler alır.

Bu noktada değerlendirilmesi gereken bir diğer çok önemli husus da, hurdaya verilen kitapların hangi şartlara maruz kaldığı, nasıl muhafaza edildiği konusudur. Bilindiği üzere hurdaya verilen yayınlar çok büyük depolarda yığınlar halinde yerlere dökülerek günlerce, hatta haftalarca insanların üzerinde dolaştığı uygunsuz koşullarda tutulmaktadır. Bir tanesinin bile ele alınarak incelenmesiyle görüleceği üzere, Harun Yahya kitapları içinde binlerce kez Allah (cc)'ın adının zikredildiği, binlerce Kur'an ayetinin yazıldığı yayınlardır. BU TÜR İÇERİKLERE SAHİP YAYINLARIN AYAKLAR ALTINA ALINARAK -HAŞA- DEPOLANAN BU TÜR YIĞINLARIN İÇERİSİNDE OLMALARI HALİNDE MEYDANA GELEBİLECEK ZULMÜN, SAYGISIZLIĞIN DEHŞETİNİ VE BÜYÜKLÜĞÜNÜ DAHA FAZLA TARİFE GEREK OLMADIĞI KANAATİNDEYİZ.

 

HARUN YAHYA Eserlerini İmha Etmek Yalnızca Türk ve İslam Düşmanlarını, En Başta da Deccaliyetin Kalesi Olan İngiliz Derin Devletini Sevindirir!

Bu eserlerin imhasının KİMLERİ SEVİNDİRECEĞİ de çok iyi değerlendirilmelidir. PKK/PYD, DEAŞ gibi terör örgütlerinin fikri temelini çökerten, vatanın bölünmez bütünlüğünü savunan, bölücülüğe karşı milleti bilinçlendiren, askeri ve polisimizi öven, yücelten, Allah'ın varlığını ve birliğini bilimsel delilleriyle anlatan, Darwinizmi bilimsel olarak çökerten bu kitapların yok edilmesi, devletimizin bölünmez bütünlüğüne göz dikmiş, milletimizi manevi ve fiziksel olarak çökertmek, bölmek ve yönetmek isteyenleri elbette ki mutlu edecektir. Bunların başında ise İNGİLİZ DERİN DEVLETİ gelmektedir.

Sayın Adnan Oktar'ın son birkaç senedir İngiliz derin devletinin iç yüzünü, Türkiye, Ortadoğu ve İslam alemi üzerindeki yüzlerce yıllık örtülü ve karanlık planlarını deşifre etmesi, bu konuda 2 ciltlik dev bir eser yayınlaması, ülkemizin bekası karşısında en büyük, ancak son döneme kadar kimsenin farkına varmadığı bu hayati tehlikeyi hemen her gün A9 TV'deki canlı yayınlarında en vurucu detaylarıyla açıklayıp gündemde tutması elbette Türk ve İslam aleminin bu kadim düşmanının hiç işine gelmemiştir. Nitekim camiamıza yönelik operasyon da yukarıda sözünü ettiğimiz sürecin akabinde, İngiliz derin devletinin bu görev için özel tahsis ettiği istihbarat görevilerinin zemin hazırlaması sonucunda olmuştur.

İşte, Sayın Adnan Oktar'ın İngiliz derin devletinin çirkin oyunlarını deşifre ettiği 2 ciltlik dev eseri. Bu eser, Deccaliyetin kalesi İngiliz derin devletine, camiamıza komplo düzenlemek dışında bir seçenek bırakmamıştır.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyona zemin hazırlayanlar İngiliz derin devleti ve onun yönetip yönlendirdiği karanlık bir güruhtur. İngiliz derin devletinin görevlendirdiği bir güruhun organize ettiği suni şikayetçiler nedeniyle camiamıza bu operasyon düzenlenmiştir. İddianamenin tamamı da bu suni şikayetçilerin yalan beyan ve iftiralarından oluşmaktadır.

Söz konusu imha kararının arkasındaki de, yüzyıllardır Türk devletine ve İslam toplumuna olan husumetiyle bilinen ve kurduğu oyun ve tuzaklarla kardeşi kardeşe düşüren İngiliz derin devletinden başkası değildir. Manevi değerlerimize yönelik bu saldırıyı da bazı resmi kurumları ve devlet görevlilerini porovoke edip yanıltmaya ve yönlendirmeye çalışarak yapma peşindedir. Ancak, devletimizin bu tür bir oyunlara asla gelmeyeceğine olan inancımız tamdır. 

Değerli ehli sünnet alimlerimizden Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de döneminde İngiliz derin devleti tehlikesine dikkat çekmiş bir din büyüğümüzdür. Arvasi hazretleri, İngiliz derin devletinin İslam alimlerini ve onların kitaplarını hedef alarak Müslüman alemini alçakça karanlığa sürükleme planlarını şu sözleriyle çok özlü bir biçimde anlatmaktadır:

"İSLAM'IN EN BÜYÜK DÜŞMANI İNGİLİZLERDİR… İNGİLİZİN İSLAMA BÖYLE ZEHİR SALMASI DEMEK, PARA, MEVKİ, KADIN GİBİ NEFSANİ ARZULAR KARŞILIĞINDA SATIN ALDIĞI YERLİ MÜNAFIKLARIN, SOYSUZLARIN ELLERİ İLE İSLAM BİLİM ADAMLARINI, İSLAM'IN KİTAPLARINI, BİLGİLERİNİ ORTADAN KALDIRMASIDIR!" (Seyyid Abdülhakim Arvasi Hz.)

Es Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri, kendi döneminde şuurlu Müslümanları İngiliz derin devleti fitnesine karşı uyarmış değerli İslam alimlerimizdendir.

Kapımızdaki tehlikenin ne kadar büyük olduğu, bu karanlık odağın, DEĞERLİ CUMHURBAŞKANIMIZIN ifadesiyle "ÜST AKIL"ın, İslam alemine karşı yürüttüğü manevi saldırıda ne derece endişe verici mesafe kat ettiği, toplumda yaşanan imani çöküntüden anlaşılmaktadır. Son bir yıldır gençler arasında yapılan araştırmalar, GENÇLERDE YÜZDE ON ORANINDA İMAN KAYBI OLDUĞUNU göstermektedir.

Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımız da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin 70. Yılı Töreni'nde yaptığı konuşmasında "Niçin İlahiyat mezunları, gerek İmam Hatip Okulları'nda gerekse düz liselerde öğretmenlik için görev almada tereddütler yaşarlar? Öğretmen bulmada sıkıntı yaşıyoruz. Nedense İlahiyat mezunları öğretmen olmaya teşebbüs etmiyor. Ve ŞU ANDA BİRÇOK İMAM HATİPLERDE KUR'AN DERSLERİ BOŞ GEÇİYOR" diyerek din eğitimi ve imani konularda eğitici hizmetlerde ne kadar sıkıntı çektiğimize dikkat çekmiştir.

Bu tehlikenin farkında olan Sayın Cumhurbaşkanımız, çok yakın bir zamanda, her hocaya 10 genç emanet edileceğini duyurarak, gençliğin manevi eğitimi için tarihi bir adım atmıştır.

Böyle kritik bir dönemde, GENÇLİĞİMİZİN İMANINI KURTARMAK, GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÇARELER ARANIRKEN, ALLAH'IN VARLIĞINI, BİRLİĞİNİ, BİLİMSEL DELİLLERLE, SAMİMİ BİR DİLLE ANLATAN ESERLERİN İMHASININ İSTENMESİ YALNIZCA, ÜLKEMİZİ BÜYÜK BİR İMANİ VE MANEVİ ZAAFA SÜRÜKLEMEK İSTEYENLERİN EMELLERİNE HİZMET EDECEKTİR. ÜLKEMİZİ VE ONUN LİDERLİĞİNİ YAPTIĞI İSLAM ALEMİNİ YOK ETMEK İSTEYEN DIŞ GÜÇLERİ VE BU ŞER GÜÇLERİN BAŞINDAKİ DECCALİYETİ, DİĞER ADIYLA İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİ SEVİNDİRECEKTİR.

 

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Hayatıyla ve Risale-i Nur'ların Başına Gelenlerle Mucizevi Benzerlik

Cumhuriyet tarihinde daha önce de, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin imanı ve İslam'ı tebliğ etmek amacıyla telif ettiği eserleri Risale-i Nur külliyatının müsaderesi ve imhasına yönelik, aynı bugünküne benzer kararlar çıkarılması talep edilmiştir. O dönemde, bugün Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yöneltilen "örgüt kurma" gibi benzer gerçek dışı, asılsız ithamlarla suçlanan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ve Nur Risaleleri ile ilgili yürütülen tahkikat konusu Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayat'ında şu şekilde anlatılır:

"Bediüzzaman, GİZLİ CEMİYET (ÖRGÜT) KURUYOR, HALKI HÜKÜMET ALEYHİNE ÇEVİRİYOR…" gibi bir sürü bahaneler ve planlarla itham edilerek Kastamonu'da Denizli Ağır Ceza Mahkemesine yüz yirmi altı talebesiyle beraber 1943 yılında sevk ediliyor. Sonra Risale-i Nur külliyatında siyasi bir mevzu olup olmadığını tetkik için birkaç memurdan müteşekkil bir ehl-i vukuf (bilirkişi) teşkil ederek müsadere edilen Nur Risaleleri ve mektuplar tetkike başlanınca Bediüzzaman "Bu vukufsuz (bilgisi olmayan) ehl-i vukuf Risale-i Nur'u tetkik edemez. Ankara'da yüksek ilmi bir ehli vukuf teşkil ettirilsin, Avrupa'dan feylesoflar getirilsin. Eğer onlar bir suç bulurlarsa, en ağır cezaya razıyım" der. Bunun üzerine Risale-i Nur Külliyatı ve bütün mektuplar Ankara'da profesörler ve yüksek alimlerden mürekkeb (oluşan) bir ehli vukufa satır satır tetkik ettirilir. EHLİ VUKUF TARAFINDAN "BEDİÜZZAMAN'IN SİYASİ BİR FAALİYETİ YOKTUR. ONUN MESLEĞİNDE CEMİYETÇİLİK VE TARİKATÇILIK, MEVCUT DEĞİLDİR. ESERLERİ İLMİ VE İMANİDİR. KUR'AN'IN TEFSİRİDİR" DİYE RAPOR VERİLİYOR. Mahkemeye verilişindeki ithamlar, delilsiz ve ispatsız olduğu için bir takım uydurma bahane ve tertiplerden ibaret olduğu anlaşılıyor. Neticede Bediüzzaman büyük bir müdafaa yapıyor, nihayet mahkeme ittifakla 16/6/1944 tarih ve 199/136 sayılı beraat kararını veriyor. Yüz otuz parça Risale-i Nur Külliyatının hepsine serbestiyet verip, sahiplerine tamamen iade ediyor. Beraat kararını, Temyiz Birinci Ceza Dairesi 30/12/1944 tarihli i'lamla tasdik edip, Risale-i Nur davasının hakkaniyeti kaziye-i muhkeme (kesinleşmiş temyiz edilemez son mahkeme kararı) halini alıyor." (Bediüzzaman Said Nursi, Tarihçe-i Hayatı, 5. Bölüm, Nesil Matbaacılık, İstanbul, Sf. 492, 493)

Bediüzzaman'ın hayatındaki örnekten de görüleceği gibi, içinde Allah'ın varlığı, Birliği, Allah sevgisi ve Allah korkusuna ilişkin bilgiler bulunan kitapların değerlendirmesinin yapılabilmesi için "vukuf sahibi" kişilerin fikrinin alınması gerekmektedir.

Bu tür eserlerin değerlendirmesini yapabilecek ilme sahip kişilerin ise TMSF TARAFINDAN ATANAN MÜDÜRLER KURULU OLAMAYACAĞI ortadadır. Bu nedenle İlahiyat ve felsefe ilmine vakıf akademisyenler tarafından bahse geçen eserlerin değerlendirmesi yapılmadan imha ya da hurda olarak değerlendirilmek üzere bir karar alınmasının, hatta böyle bir talepte bulunulmasının dahi vahim bir kültürel suç hükmünde olacağı kanaatindeyiz. 

 

Yukarıda sayılan hususlar da değerlendirildiğinde ortaya çıkacağı üzere, gençliğin imani ve milli şuurunun güçlenmesine vesile olan iman hakikatlerinin anlatıldığı, Kur'an kaynaklı bilgilerin verildiği, Kur'an mucizelerinin açıklandığı, devletin bekasını savunan, devlete bağlılığın, devletin bölünmez bütünlüğünün korunmasının önemini vurgulayan, PKK vb. gibi tüm terör örgütlerine en büyük felsefi dayanağı oluşturan Darwinist-materyalist dünya görüşünü yerle bir eden Harun Yahya kitaplarının –ÖZELLİKLE SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ BİR SUÇ ÖRGÜTÜ OLDUĞUNA DAİR HAKLARINDA VERİLMİŞ HİÇBİR HUKUKİ KARARIN BULUNMADIĞI GERÇEĞİ DE GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA– sözde bir "örgüt propaganda materyali" olarak değerlendirilmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Dolayısıyla, bu eserlerin imhası ya da hurda olarak satışının yapılmasına yönelik hiçbir mantıki veya hukuki gerekçe bulunmamaktadır. 

DEVLETİMİZİN BEKASINA YÜZYILLARDIR GÖZ DİKMİŞ İNGİLİZ DERİN DEVLETİ GİBİ GÜÇLERİN PLANLARINA HİZMET EDECEK BÖYLE BİR KARAR UYGULANDIĞI TAKDİRDE, TARİHE BİR UTANÇ LEKESİ OLARAK GEÇECEKTİR.

 

Kamuoyunun dikkatine saygılarımızla sunarız.

 

EK– Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserleri hakkında verilmiş olan mütalaalardan örnekler :

 

Prof. Dr. Hayrettin Karaman (Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Eski Öğretim Üyesi)

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Eski Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Hayrettin Karaman Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserleriyle ilgili olarak şu yorumları yapmıştır:

"KİTAPLARINDA HARUN YAHYA TAKMA ADINI KULLANAN ADNAN OKTAR, ESERLERİNDE ORTAYA KOYDUĞU KİMLİK, KİŞİLİK VE DÜŞÜNCE İTİBARİYLE OKUYAN, DÜŞÜNEN, DEĞERLİ BULDUKLARINI PAYLAŞMAK İSTEYEN BİR MÜMİN... KUR'AN VE SÜNNETİ REHBER OLARAK KABUL EDİYOR, bu iki kaynağın ve bilimin ışığında İslami gerçekleri çağdaş bir üslup içinde belli bir hedef kitleye sunmaya çalışıyor. İslami gerçeklere zıt düşen ideoloji, düşünce ve teoriler içinden özellikle maddeci ve darwinci düşünceyi çürütmeye özen gösteriyor." 

Prof. Dr. Salih Akdemir (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)

Dönemin Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Merhum Prof. Dr. Salih Akdemir tarafından 20.03.2000 tarihinde hazırlanan Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserleriyle ilgili ilmi mütalaa raporunda yapılan yorumlar şöyledir:

"... Aşağıda listesini verdiğim kitaplar genel anlamda insanlığın barış, sevgi ve kardeşlik içinde yaşamalarını hedefleyen Kur"an ilkelerinin güncelleştirilmesi ve çağdaş dünyada anlaşılabilir bir dille ve ilmi verilerle uyum içerisinde yeniden ifade edilmesi çabası olarak değerlendirilebilir. Yazar, kitaplarında, bu misyonu icra etmeye çalışırken, İslam düşünce tarihi boyunca kullanılagelmiş bulunan ilmi tefsir mevzui tefsir gibi geleneksel yöntemlere başvurmaktadır. Teknik anlamda bu yöntemlere ilişkin mülahazalarının saklı tutmakla birlikte, geçmişte ve günümüzde çok sayıda örneği bulunan bu yöntemle kaleme alınmış, Harun Yahya imzalı eserlerin tamamının, ülkemizde hoşgörü ve sevginin gelişmesi ve İslam"ın inanç ve ahlak esaslarının dindarlar nezdinde pekiştirilmesi amacı güttüğü izlenimini edinmiş bulunuyorum.  İncelenen Kitaplar: Kur'an Bilime Yol Gösterir, Karınca Mucizesi, Allah Akılla Bilinir, Çözüm: Kuran Ahlakı, Zamansızlık, ve Kader Gerçeği, Sakın Anlamazlıktan Gelmeyin, Dinsizliğin Kabusu, Kur'an'da Temel Kavramlar, Kur'an Ahlakı, Ölüm, Kıyamet, Cehennem"

Prof. Dr. Mevlüt Güngör ( Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı) 

Dönemin Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı merhum Prof. Dr. Mevlut Güngör tarafından 25.03.2000 tarihinde hazırlanan Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserlerine ilişkin ilmi mütalaada yapılan değerlendirme şöyledir:

"Kitaplarda izlenen metot: Harun Yahya imzasıyla yayımlanan bu kitaplar, genelde, benim de doktora sonrası çalıştığım "Konulu Kur'an Tefsiri" metoduna uygun olarak kaleme alınmıştır. Bu metot, çağımızda yaygınlık kazanmış ve İslam dünyasında pek çok yazar bu metotla eser vermiştir. Söz konusu kitaplarda, bu metotla yapılan diğer çalışmalarda olduğu gibi, bilim, ahlak vb. bazı konular Kur'an açısından ele alınmış; konuyla ilgili ayetlerden istifade edilerek, bütünlük içerisinde okuyucuya aktarılmıştır. Kitapların ana muhtevası: a) Allah'ın varlığı ve birliği, b) İman hakikatleri ve metafizik konular, c) Kur'an ayetleri ışığında, müminlerin ahlaki vazifeleridir.  DEĞERLENDİRME: MÜELLİF BU KİTAPLARLA, KUR'AN'IN BÜTÜN MÜSLÜMANLARDAN İSTEDİĞİ "İYİLİĞİ TAVSİYE ETMEK; KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMEK" PRENSİBİNİ KENDİ SORUMLULUĞU ÇERÇEVESİNDE YERİNE GETİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR." 

Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi) 

Dönemin Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, İlahiyat profesörü, Araştırmacı Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu tarafından 28 Ağustos 2000 tarihinde hazırlanan Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserlerinin dini-ilmi değeri hakkında rapor şöyledir:  

"İsimlerinden de anlaşılacağı üzere bu eserler dinsizlik nihilizm, anti-rasyonel din anlayışı ve genel olarak görülen ahlaki dejenerasyon karşısında, topluma karşı duyulan sorumluluk bilinciyle ortaya konmuş birtakım entelektüel çabalardan ibarettir... YİNE KUR'AN'I REFERANS GÖSTEREN BU ESERLERDEN İKİSİNİN AHLAKA VURGU YAPMASI DA SON DERECE İSABETLİDİR. ŞU ANDA ÜLKEMİZDE CİDDİ BOYUTLARA VARAN ... EKONOMİK, KÜLTÜREL V.B. ALANLARDAKİ AHLAKİ AŞINMA KARŞISINDA BU TÜR ÇABALARIN TAKDİR EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ İZAHA BİLE GEREK YOKTUR...

Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar ( Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi) 

Uzun yıllar Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde görev yapan ve daha sonra da Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği yapan Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar tarafından 30 Mayıs 2000 tarihinde hazırlanan bilimsel raporda Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserleri için şu yorum yapılmaktadır:   

"YAZARIN HİÇBİR ESERİNDE İSLAM DIŞI VE İSLAM'IN TEMEL KAYNAKLARI OLAN KURAN VE SÜNNET'E AYKIRI HİÇBİR FİKRE RASTLANMAMIŞTIR. AKSİNE, GELENEKSEL TÜRK-İSLAM ANLAYIŞIMIZ KORUNMUŞTUR. MİLLİ VE DİNİ ÖRF VE ADETLERİMİZE TERS DÜŞEN HİÇBİR BİLGİ GÖRÜLMEMİŞTİR. Aynı şekilde çağdaş değerlerimizden olan Atatürkçülük, laiklik ve demokrasi aleyhine hiçbir görüş yoktur."

Prof. Dr. Yaşar Kandemir (Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi)

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Kandemir'in 30.05.2000 tarihli Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserleri hakkında bilimsel rapor şu ifadelere yer vermektedir:  

"... ADI GEÇEN KİTAPLARDA KUR'AN-I KERİM ÇERÇEVESİNDE VE KUR'AN'DAN İKTİBAS EDİLEN AYETLER IŞIĞINDA DİNİ KONULARIN İŞLENDİĞİ, DÜZGÜN BİR TÜRKÇEYLE YAPILAN AYET TERCÜMELERİNİN ASLINA UYGUN OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİRAyetler hakkında yapılan yorumların kişisel ve keyfi olmadığı, bunların Ehl-i Sünnet görüşüne uygun tefsirlerde ve diğer dini eserlerde ortaya konan yorumlarla uyum içinde olduğu, mesela güncel konulardan olan ölümle kader ilişkisi, reenkarnasyon meselesi gibi hususlarda klasik din kitaplarının genel kabul gören fikirlerinin yeni ve akılcı bir üslupla ortaya konduğu; şirk, fitne, nefs, heva, vicdan, kalp, akıl, gaflet, zan, tevekkül, tevbe gibi birçok dini kavramın "Kur'an'da Temel Kavramlar" adlı eserde Kur"an ayetleriyle dinin ruhuna uygun şekilde yorumlandığı anlaşılmaktadır. Bu eserlerin genel hedefinin dinden uzak yaşayanlara dinin güzelliğini göstermek, insan ruhunun ve vicdanının ancak dini duyguyla rahatlayıp huzura ereceğini söylemek, herkesin aradığı mutluluğa ancak Allah'ın istediği gibi yaşamakla kavuşabileceğini haber vermek olduğu ortaya çıkmaktadır... SONUÇ OLARAK BU ESERLERİN İSLAM'IN ESASLARINA VE KUR'AN'IN RUHUNA UYGUN ÖĞÜTLER İÇERDİĞİ, DİNE VE KUR'AN'A AYKIRI BİR YÖNÜNÜN BULUNMADIĞI KANAATİNDE OLDUĞUMU..."

 

Doç. Dr. Ömer Özsoy (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Özsoy'un 29.02.2000 tarihli Sayın Adnan Oktar'ın hurdaya verilmesi talep edilen eserleri hakkındaki bilimsel mütalaasındaki yorumları şu şekildedir:

"Harun Yahya'nın, inceleme konusu yapılan kitaplarında temsil edilen yaklaşım ve düşünce tarzının, İslam düşünce tarihinde kökü olan yerli ve geleneksel bir tarz olduğunu; Bu kitapların, İslam'ın temel inançlarına aykırı unsurlar veya İSLAM'A ŞAHSİ ANLAYIŞA GÖRE YENİ BİR MUHTEVA GETİRME CÜRETİ İÇERMEDİĞİ GİBİ, bu inançları çağdaş dinsizlik akımlarına karşı müdafaa etmeye yönelik kurgulandığını tespit etmiş bulunuyorum."

Prof. Dr. İlhami Güler (Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi) 

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İlhami Güler'in 25.03.2000 tarihli Sayın Adnan Oktar'ın yukarıda bahsi geçen yazı ekindeki listede sayılmış birçok kitabı da dahil olmak üzere hurdaya verilmesi talep edilen eserlerine ilişkin verdiği ilmi mütalaa şu şekildedir:

"ESERLERDE YAZARIN İSLAM'A KENDİ ŞAHSİ ANLAYIŞINA GÖRE YENİ BİR MUHTEVA GETİRME GİRİŞİMİNE RASTLANMADIĞI GİBİ, EHLİ SÜNNET'İN BENİMSEMİŞ OLDUĞU GENEL ORTODOKS YORUMA MUGAYİR BİR HUSUSA DAHİ RASTLAMADIĞIMI BELİRTMEK İSTERİM." 

Prof. Dr. Mehmet Paçacı (İlahiyat Profesörü, AGİT Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi, Büyükelçi) 

Türkiye Cumhuriyetinin Vatikan Büyükelçiliği görevini de yürütmüş olan Prof. Dr. Mehmet Paçacı'nın 01.06.2000 tarihli Sayın Adnan Oktar'ın yukarıda zikredilen yazı ekindeki listede sayılmış birçok kitabı da dahil olmak üzere hurdaya verilmesi talep edilen eserlerine ilişkin verdiği ilmi mütalaa şu şekildedir:

"Kur'an-ı Kerim'in kendisi de dış dünyadan deliller getirerek insanları bunlar üzerinde düşünmeye yöneltmiş, insandan çevresine ve yaratılışa bakmasını istemiş, indiği ortamdaki insanların tabiat ve yaratılış hakkındaki bilgilerinden yola çıkarak Allah'ın kudretini ve yüceliğini anlatmayı amaçlamıştır. Harun Yahya'nın adı geçen kitaplarında da genel olarak Kur'an'ın bu yöntemi çizgisinde bir çaba gözlemlenmektedir. Bu dikkate alındığında SÖZ KONUSU KİTAPLARI KUR'AN'I İZLEYEN VE DİNİ AÇIDAN YARARLI ÇABALAR olarak görmek mümkündür." 

Prof. Dr. Eflatun Neimetzade ( Nahçıvan Gazetesi Türkiye Temsilcisi)

BM Barış Elçisi, AB Uluslararası Hannover Bilim Akademisi Akademisyeni, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı RESPUBLIKA Gazetesi Türkiye Temsilcisi, Türk dünyasının çok yönlü sanat dehası olarak anılan Prof. Dr. Eflatun Neimetzade, Sayın Adnan Oktar'ın Harun Yahya mahlası ile yazdığı ve hurdaya verilmesi talep edileneser hakkında şunları söylemiştir;

"Gerçekten mükemmel bir ilimi araştırma eseridir. Fevkalade derin, manalı, anlamlı ve düşündürücü metinler araştırma bakımından değerlidir. İnsanlığı, beşeriyeti, fikir dünyasını sarsan derin araştırma hakkında sadece şunu ifade edebilirim: BU ESER BİLİM DÜNYASI İÇİN AKTÜELDİR, GEREKLİDİR VE ÖNEMLİDİR... BİR DAHA, BU NEFİS ARAŞTIRMA KİTABINIZ VESİLESİYLE SİZLERİ KUTLUYOR, ÇALIŞMALARINIZIN DEVAMINI ARZU EDİYORUM."  [1]

 


[1] https://www.harunyahya.web.tr/tr/Eser-Tipi/122434/Prof-Dr-Eflatın-Neimetzade-Nahçıvan-Gazetesi-Türkiye-Temsilcisi-